40 haftalık hamilelik süresince sizin yanınızdayız

Hilal annenin doğum hikayesi

Hilal annenin doğum hikayesi

        Çankırı’da memur olarak çalışırken eş durumundan tayinimi Ankara’ya istedim. Tayinim 9 Kasım’da oldu. Oradan vedalaşıp eşyalarımı toplayıp Ankara’ya geldiğim hafta mutlu haberi aldık. Hamileydim 3 haftalık. Büyük bir mutlulukla ve heyecanla beklemeye başladık. İlk 3 ay biraz dikkat etmem gereken bir süreç yaşadım, düşük tehlikesi vardı ve biz yeni üyemizle vedalaşmak istemiyorduk. 3 ayı doldurana kadar istirahat halindeydim. Ve sonra asil keyif veren donem başlamıştı. İlk aylardaki bulantılar yerini aşermeye; çiğ köfteye, rüyada görülerek istenen bulunan ancak içildikten sonra rüyadaki gibi beğenilmeyen boyoza, Bursa’dan istenen kestane sekerine ve daha nicelerine bıraktı yerini…Asil güzel zamanlarsa oğlumun karnımdaki o ilk hareketlerini hissetmeye başladığım zamanlar yani 22-23. haftalar… Doğuma kadar olan bu hareketli sureci o kadar çok sevdim ki oturup sürekli onla konuşur karnımdaki hareketlerini izlerdim. Veee son 4 5 hafta… Son haftalarda karnim iyice gerilmiş gelişini sabırsızlıkla bekler olmuştuk artik. Eşimle birlikte 39. Hafta kontrolüne gittik. Hemşire bir kez daha Nst’ye bağladı ve sancıların sik olduğunu söyledi. Oysa ki ben çok hafif bir sizi hissediyordum. Doktor beni eve yolladı durum acilleşirse hastanede görüşürüz dedi. Bu arada ben eşime iyi olduğumu söyledim bu yüzden onu da göz muayenesine gönderdim. Muayene oldu beraber ona gözlük almaya bile gittik. Ben hala kötü hissetmiyordum.Eve geldik, eşim benim iyi olduğumu görünce arabayı ufak bir sıkıntı için sanayiye oturdu. Son haftada olmama rağmen evde benimle birlikte kalan kimse yoktu. Karşı komşumda acil bir durum olursa diye anahtar vardı ve sik sik o kontrol ediyordu.Mesleğim çocuk gelişimcisiydi ve ben bütün okul hayatımda normal doğumun ne kadar faydalı olduğunu tekrar tekrar gördüm. Bu yüzden bütün hamileliğim boyunca normal doğum olması için dualar etmiştim.Vere iste o ince sızılar yerini sıklaşan sancılara bırakmaya başlamıştı. Anlaşılan doğum yaklaşıyordu yavaş yavaş. Bir yandan annemi arayıp sen niye benim yanımda değilsin diye kızıyorum diğer yandan eşimi arayıp sancım olduğunu çok da belli etmemeye çalışarak nerde olduğunu soruyorum. Eşim durumu anlayıp komsumu aramış hemen ki komsum elinde anahtar evin kapısını açmaya çalışıyordu. Kapıyı ona ben açtım. Sağ olsun yardımcı olmaya sakinleştirmeye çalıştı ama sancılar sıklaşıyordu ağrılar artıyordu ve onun yapabileceği pek bibi yoktu. Aradan çok zaman geçmeden eşim kapıda beliriverdi. Doğum çantası zaten arabadaydı hemen evden cıktık. Eşim çok heyecanlıydı, ne kırmızı ışık dinledi ne başka bibi. Yaktı dörtlüleri kornaya basa basa gidiyordu.Eşime kendimi unutarak “Canim ben doğum için hastaneye gitmek istiyorum başka bir sebeple değil. Sakin ol olur yavaş” diyerek onu sakinleştirmeye çalışıyordum. Hastaneye vardık hemen odayı ayarladılar doktorumu aradılar. Ama gelin görün ki benim tatlı sıpam içeriyi batırmış, daha anne karnındayken ilk haylazlığını yaparak içerde kakasını yapmıştı. Su kirlendiği için bebeğin kakasını yutma ihtimalini göze alamadık ve acilen sezaryenle doğuma alindim. Ameliyathanede hem doğum sancısı çekiyordum hem de doktoruma normal doğum için biraz daha bekleyemez miyiz diye soruyordum. Ama doktor bebeği tehlikeye atmak istemedi ve ben belden uyuşturuldum. Anlayacağınız tüm normal doğum hayallerim cumburlop suya duştu ve sezaryenle doğum süreci başladı. Mucize gerçekleşti ve bir bebek sesi duyuldu. Hemen midesini yıkadılar yavrumun. Sonra da bana gösterdiler tabi. Kapkara gözleri fal taşı gibi açık bir çocuk vardı karşımda. Çok sekerdi. Sonra götürdüler. Sonra ben ameliyattan cıktım, eşim kapıda bekliyordu, annemler ve can dostum lise arkadaşım bebeğe bakmakla meşguldü. Odama geçtik ve oğlumuzu yanımıza getirdiler. Annelik gerçekten çok güzeldi. Hemşire ilk emzirme seklini gösterdi. İste o an oğlumla ilk kucaklaşma anim. Mis gibi bir koku. Emzirdiğimi anesteziden dolayı çok hissedemesem de kucağımda olması bile yetiyordu. Sezaryenin sancısını unutmam mümkün değil. Aradan onca zaman geçmesine rağmen hala hatırlayınca yüzüm ekşiyor. Öyle ya da böyle çok şukur sağlıklı bir dünya tatlısı çocuğumuz oldu. İlk 6 ay gaz sancısı yüzünden artik pes edecek noktaya gelmemize rağmen bir gülüşü gerçekten dünyalara bedel. Her şeyi unutuveriyorsunuz. Ne diyelim Allah kimseye bu tatlı duygudan mahrum etmesin… Benim tatlı oğlumun fotoğraflarını da yolluyorum size. Biri 1 aylıkken diğeri 9.

 

hilal1hilal2

Bu Haber 2.391 kez okunmuştur.

Eklenme Tarihi : 28.06.2014 Cts 12 : 28

YORUM YAZ

Henüz yorum yapılmamış.