40 haftalık hamilelik süresince sizin yanınızdayız

Cinsiyet tahmini ile ilgili inanışlar doğru mu?

Cinsiyet tahmini ile ilgili inanışlar doğru mu?

Hamilelikle alakalı, halk arasında yaygın rivayetler vardır. Bunlar çoğunluk itibariyle gerçekle alakası olmayan, şehir efsanesi söylentilerden ibarettir. En yaygın hamilelik efsaneleri anne adayının mide bulantısı, tatlı ya da ekşi yiyeceklere aşermesi, yüzündeki değişiklikler ya da vücudundaki değişiklikler, şişkin karnının sivri ya da yassı olması ile doğacak bebeğin cinsiyeti arasında bir ilişki olduğunu ileri süren iddialardır. Bu iddialara ilişkin değerlendirmelerimize geçmeden önce bebeklerde cinsiyet tayininin nasıl yapıldığını anlatalım.

Bebeğin cinsiyet tespiti nasıl yapılır?

Bebeğin cinsiyeti yumurta hücresinin sperm hücresi ile döllendiği anda genetik olarak kesinleşmiştir. Ancak erkek ve kız bebeklerin gelişimi 10. haftaya kadar aynıdır ve cinsiyetleri ultrasonografi ile fark edilmez. Bu nedenle ultrasonografi ile cinsiyet tayini hamileliğin 11. haftasından sonra yapılabilmektedir. Ancak 15. haftaya kadar yapılan tahminlerde yanılma olasılığı yüksektir. 11-15. haftalar arasında ultrasonografi ile yapılan cinsiyet tahminlerinin doğruluk derecesi %70 civarında iken, 16. haftadan itibaren yapılan cinsiyet tayinlerinde doğruluk derecesi %95’in üzerine çıkar. Ultrasonografi dışında bebeğin cinsiyeti, kromozomları incelenerek kesin doğrulukla belirlenebilir, ancak bunun için amniyon sıvısından numune alma işlemi bebek için çok riskli olduğundan bu yöntem kullanılmaz.

Doğacak bebeğin cinsiyetinin belirlenmesi konusunda halk arasında yaygın efsanelere ilişkin bilimsel değerlendirmeler aşağıda listelenmiştir:

1) Hamilelikte anne adayının mide bulanması ile bebeğin cinsiyeti arasında bir bağlantı var mıdır?

Mide bulantısı ve yanması, kusma, yiyeceklerden tiksinme, şişkinlik ve geğirme, yorgunluk hissi, baş dönmesi, gibi şikayetler her hamile bayanın az ya da çok yaşadığı genel şikayetlerdendir. Ancak her hamile bayanda bu şikayetlerin tamamı görülecek ya da bu şikayetler aynı şiddette yaşanacak değildir.

Bulantı şikayeti hamileliğin erken döneminde ortaya çıkan bir gebelik belirtisidir. Bulantı, hamilelik sırasında başta İnsan Karyonik Gonadotropin (HCG) ve östrojen hormonlarının artması olmak üzere hormon seviyelerindeki değişime bağlı olarak ortaya çıkar. Gebeliğin ilk üç aylık periyodunda daha şiddetli yaşanan bulantı rahatsızlığı ilerleyen dönemlerde kaybolur.

Mide bulantısı günün herhangi bir saatinde hissedilebilir, ancak sabah erken saatlerde daha çok hissedilir. Hamile kadınların %75’i bulantısı yaşar, yüzde % 25’i ise hamilelik süresince hiç bulantı yaşamaz. Diğer taraftan bulantı ve kusmanın şiddeti de kişiden kişiye, gebelikten gebeliğe bağlı olarak değişebilir. Dolayısıyla hamilelikte yaşanan mide bulantısı ile bebeğin cinsiyeti arasında hiç bir bağlantı yoktur. Bu yöndeki söylentiler bilimsel olarak doğrulanamamıştır. Hamile kadınların %25’inin hamilelik sırasında hiç mide bulantısı sorunu yaşamaması bile mide bulantısı ile cinsiyet arasında bir bağlantı kurulamayacağını açıkça göstermektedir. Bununla beraber hamilelikte yaşanan mide bulantısı ikiz ya da çoğuz gebeliklerde daha şiddetli olabilir. Bunun da nedeni, ikiz veya çoğuz gebeliklerde gebelik hormonlarının daha yüksek miktarda salgılanmasıdır.

2) Tatlı ya da ekşi yiyeceklere aşerme ile bebeğin cinsiyeti arasında bir bağlantı var mıdır?

Aşerme; hormonal değişikliklerin etkisiyle hamilelik döneminde anne adayının bazı besinlere karşı şiddetli bir istek duyması ya da aşırı bir isteksizlik hali olarak tanımlanabilir. Tiksinme nedeniyle bazı besin gruplarının yetersiz tüketimi ve bunlardan mahrum kalınması riski dışında aşerme zararsızdır.

Aşermenin nedeni tam olarak bilinmemekle beraber bazı besinlere olan ihtiyacın aşerme olarak tezahür ettiği, vücudun eksiklik hissettiği besinlere yöneldiği şeklindeki bir izah akla yatkın görülmektedir. Nitekim bazı vitamin ve mineral eksiklikleri aşermeye yol açmaktadır. Fakat bu yorum her zaman doğru çıkmamakta kil, sabun, kireç gibi gıda olmayan nesnelere aşeren hamile kadınlara da rastlanabilmektedir.

Aşerme genellikle mevsimi olmayan, temin edilmesi zor sebze ve meyveleri istemek şeklinde kendini belli eder. Yukarıda da belirtildiği gibi bazen kil, toprak, kireç, sabun benzeri gıda olmayan nesneleri çiğneme isteği olarak da görülebilir.

Nasıl açıklanırsa açıklansın, aşermenin bebeğin cinsiyeti ile bir ilişkisi yoktur. Aşerilen şeyin ne olduğuna bakılarak bebeğin cinsiyeti tahmin edilemez. Aşerilen gıda veya nesnelerin çeşitliliği de zaten, bebeğin cinsiyeti ile aşerilen şey arasında bir ilişki kurmanın ne kadar mantıksız olduğunu açıkça göstermektedir.

3) Anne adayının yüzündeki değişiklikler ile bebeğin cinsiyeti arasında bir bağlantı var mıdır?

Hamilelikte, artan östrojen ve progesteron hormonlarının melanositler üzerine olan uyarıcı etkisi nedeniyle melanin pigmenti daha fazla üretilir. Pigment artışı, yüzün özellikle güneşe maruz kalan kısımlarında daha belirgindir. Çene, alın, burun ve yanaklardaki bu pigment artışı gebelik maskesi olarak adlandırılır. Pigment artışı aynı zamanda göbek altındaki linea nigra denilen açık renkli çizginin siyaha dönmesine de yol açar. Pigmet artışına bağlı olarak meydana gelen bu değişikliklerin bebeğin cinsiyeti ile bir alakası yoktur. “Hamilelikte anne adayı güzelleşirse bebek erkek, tersi olursa bebek kız olur, annenin güzelliği kız olacak bebeğe geçer” şeklindeki söylentiler doğru değildir. Esasen artan kan dolaşımı ve artan hormonlar özellikle de östrojen hormonunun etkisiyle hamilelikte yanakların pembeleşmesi saçların gürleşmesi gibi durumlar normaldir, bunun bebeğin cinsiyeti ile bir ilgisi yoktur.

4) Anne adayının vücudundaki değişimlerin bebeğin cinsiyeti ile bir bağlantısı var mıdır?

Hamilelikte kan dolaşımı ve vücuttaki su miktarı artar. Damar geçirgenliğinin artması nedeniyle vücutta şişlik ve ödemler meydana gelir. Bebeğin gelişimi ile meydana gelen karnın şişkinliği nedeniyle omurganın denge merkezi değişir. Ancak bu değişimin tezahürü kalçası yapısı, boy, kas yapısı gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösterir. Dolayısıyla anne adayının vücudundaki değişimin bebeğin cinsiyetiyle bir alakası olamaz. Bu tür söylentileri doğrulayan bilimsel bir araştırma bulgusu yoktur.

5) Karnın sivri ya da yassı olmasının bebeğin cinsiyeti ile bir bağlantısı var mıdır?

Halk arasında karnı sivri olanın erkek çocuğu , karnı yassı olanın kız çocuğu olacağına inanılır doğru mu?

Anne karnının şekli anne adayının batın yapısı, vücut ve kalça yapısına, hamilelik dönemine bağlı olarak değişir. Bebeğin pozisyonu da, karnın daha sivri ya da daha yayvan görünmesine sebep olabilmektedir. Hamilelikte karnının alacağı şeklin bebeğin cinsiyeti ile bir alakası yoktur.

Bu Haber 13.670 kez okunmuştur.

Eklenme Tarihi : 19.01.2017 Per 07 : 19

YORUM YAZ

Henüz yorum yapılmamış.