40 haftalık hamilelik süresince sizin yanınızdayız

Evlilik ve kadına dair

Evlilik ve kadına dair

Biz kadınlara “evlilik” kelimesi hiçbir zaman yabancı gelmez, çünkü henüz çocukluk dönemlerimizde adına “evcilik” denen oyunu hemen hemen hepimiz oynadık. Önce gelinlik oldu hayalimiz, sonra mükemmel bir evlilik.. Peki, çocukluğunda evcilik oynayan her kadının evliliği oynadığı oyun gibi kusursuz, mükemmel olmuş mudur? Bu konuda net bir sayı veremeyiz ya da bir olasılık veremeyiz belki  ama genelde kadınlar hüsranla karşılaşıyorlar. Sebebi açık aslında; o çocuk halimizle o kadar çok atladığımız ve hesaba katmadığımız şeyler var ki oynanan her oyun gibi o da masum çocukçaydı.. Örnek olarak hiçbirimiz oynadığı evcilikte kötü bir kayınvalidesini canlanlandıran birine ihtiyaç duymamıştır ya da her şeyine karışan bir görümceye.. Alkolik bir eşi isteyen bir çocuk gördünüz mü siz oyunda.. O kadar mükemmel ve kusursuzdur oynanan oyun işte ve çıta da hep yukarıda tutulur bu sebeple. Sonra gün gelir kadın evlilik düşünür. Evciliğe benzemeyeceğini bilir kadın, evcilik ya yemek saatinde ya da uyku vaktinde biterdi ancak evlilik bir ömür sürecekti, sürmeliydi de. Eskilerin bir sözü vardır; aynı tasta kaşık takırdatmadan tanıyamazsın” derler aynı eve girince başlar tanımalar, tanışmalar. Ya mutlu olmak ya da mutsuzluk; çizgi bu kadar ince ve bıçak gibi keskindir aslında. Bazen vazgeçer kadın ama çoğu kez kabullenmek zorunda kalır. Çiftler arasında en fazla yaşanan olay aslında hayatındaki kişiyi değiştirme çabasıdır. Oysa ki olduğu gibi kabullenmek, her şeyiyle istemek değil miydi sevmek? Ne zaman değişti ki bu kadar? Ya da dürüstlük bu sevginin neresindedir? İnsan beynindeki ideal eş profiline ne den sığdırmak için çabalar yada o kalıba sokmak için karşısındakine saygı duymaktan vazgeçer? Kimisi değiştirmekle uğraşmaktan yorulduğundan vazgeçer veya  bir çok ilişki ve evliliğinde sonunu getirir. Evet her insanın yaşama tarzı olsun bir çok şeyi başka birine uyum göstermez gösteremez. Ancak karşınızda aynı sizin gibi, sizin her dediğinize “evet” diyen ancak hiçbir şeyi içinden gelerek samimi bir şekilde yapmayan, yaşamayan birini ne kadar sevip hayatınızda tutabilirsiniz ki? Öncelikle herkes hayatına aldığı bireyin benliğine, karakterine saygı göstermeli, ki adına saygı daha sonra sevgi denebilmeli.
Şimdi herkes bir dakika da olsa düşünmeli hayatınızdaki kişiyi her şeyiyle olumsuz tüm her şeyiyle sevip bir ömür sevebilir misiniz? Cevabınız eğer evet ise, siz sevgiden önce saygıyı kazanmışsınız. Cevabınız  hayır ise gelecekte çocuğunuzun eşinize benzeme ihtimali çok yüksek tekrar düşünün derim.. Peki “empati” duygusunu yaşasak ve partnerimizin bizim bir veya birden çok huyumuzdan, tarzımızdan şikayetçi tahammülsüz olduğunu düşünsek? Arkadaşlarımıza karışan, giyim tarzımızın köklü bir değişimden geçmesini istediğinde takınacağımız ifadeyi hemen hemen tahmin edebiliyorum. Birincisi rahatsız oluruz, ikincisi gereksiz ve tamamen saçmalıktan ibaret olduğunu savunuruz ve farklı bir tartışmada buradan doğar. Aslında farkında olmasakta çoğu zaman konu aynı ancak istenenler ve tepki verenler farklıdır. Bazı şeyler orjinal kalmalı çünkü değiştiğinde eskisi gibi güzelliğinden eser kalmaz. Zaten insan olarak yıllar geçtikçe istemesek te değişmiyor muyuz?

Bu Haber 150 kez okunmuştur.

Eklenme Tarihi : 04.04.2016 Pts 07 : 4

YORUM YAZ

Henüz yorum yapılmamış.