40 haftalık hamilelik süresince sizin yanınızdayız

Gebelikte Çay İçmek Zararlı Mı?

Gebelikte Çay İçmek Zararlı Mı?

Çay, sudan sonra dünyada en çok tüketilen içecek. Bu nedenle birçok gebe de günlük beslenmesinde düzenli çay tercih etme eğiliminde. Hamilelik döneminde normalde olduğundan daha dikkatli beslenmeye çalışan anne adayları çay tüketimi konusunda zaman zaman soru işareti taşıyorlar. Çay ve bitki çaylarının sağlığımıza tartışmasız faydalı olduğu bilinmekle birlikte; içerdikleri kafein ve hazırlık koşullarının önemi, çay tüketiminde dikkatli olunması gerektiğinin altını çiziyor.

Farklı yöntemlerle üretilen çay; yeşil, siyah ve oolong olarak 3 ana kategoriye ayrılmaktadır. Yeşil çay fermente edilmemiş, siyah çay tam fermente edilmiş ve oolong çay ise, yarı fermente edilmiş bir özelliktedir. Oolong çayın karekteristiği, yeşil ve siyah çaylarının arası bir özelliğe sahiptir. Yeşil çaya herhangi bir fermentasyon işlemi uygulanmadığı için, siyah çayın içerdiği uçucu yağ bileşenleri oluşmaz. Bu nedenle yeşil çayın aromatik özelliği daha azdır. Siyah çay elde edildiğinde kıvırma, fermentasyon ve kurutma gibi işlemler uygulanır.

İnsan vücudunu birçok yönden etkileyen çay, 4000’den çok kimyasal madde içermektedir. Theaflavinler, thearubiginler gibi polifenoller ve özellikle kateşinler gibi bileşenlerin, antioksidan etkilerden sorumlu olduğuna inanılmaktadır. Çevresel etkilerden oluşan serbest radikaller, DNA veya hücre membranları gibi duyarlı biyolojik yapılarda oksidatif hasara yol açar. Bu durum, daha sonra kanser, kalp hastalıkları, multipl skleroz ve otoimmün hastalıkların oluşmasına neden olur. Bazı serbest radikal türleri ise hücrelere zarar verir. İşte bitki çaylarında bulunan bu kimyasalların kuvvetli antioksidan etkileri, vücudumuzu zararlı serbest oksijen radikallerinin hasarına karşı korunmasında önemli rol oynuyor. Bu etkisi çayın içerisinde bulunan polifenolik yapıda kateşin bileşiklerine bağlı olarak gerçekleşiyor. 

Çayda çok güçlü antioksidan içeren flavonoid bileşiği olduğu ve antioksidan içeren bu bileşiğin hücreleri serbest radikal hasarlarından, C ve E vitaminlerinden çok daha iyi koruduğu gösterilmiştir. Çok güçlü bir antioksidan aktiviteyi sağlayan ve çayda bulunan flavonoller, C vitamininden 20 kez daha etkilidir. Yeşil çay tüketildikten sonra plazmada antioksidan kapasite oranı %50, siyah çay için ise bu oran %40 olarak belirtilmiştir. 

Siyah çay ve yeşil çayla yapılan çeşitli çalışmalarda, çay tüketimi arttıkça, ortalama serum kolesterol düzeyinin düştüğü, sistolik kan basıncı ile çay arasında negatif bir korelasyon olduğu belirtilmiştir. Düzenli olarak içilen çayın koroner kalp hastalığı ve tümör gelişimini azaltıcı etkiler yaptığını gösterilmiştir. Yeşil çayın vücutta özellikle böbrekte koruyucu etkiler yaptığı bulunmuştur. Koroner dolaşımda siyah çay ve kafeinin etkilerini araştıran bir çalışmada, siyah çayın toplam koroner akışkanlık hızını arttırdığı gösterilmiştir. Her gün 1 fincandan daha çok içilen çayın, koroner kalp hastalıklarına karşı koruyucu etki sağladığı bildirilmiştir. Çayın sağlıklı bir içecek olduğu “FDA” (Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi) tarafından da bildirilmiş ve kullanımı önerilmektedir. Böyle faydalı etkileri olan çaydan gebelik süresince anne adayları tamamen vaz mı geçmeliler?

Çayın içeriğinde bulunan kafein bileşiğinin aşırı miktarda tüketildiğinde toksik etkiler yaptığı göz ardı edilmemelidir. Kafein; kahve, çay, kolalı içecekler, enerji içecekleri, kakao ve çikolata gibi kakaolu besinlerin bileşiminde bulunmaktadır. Bir fincan (200-250 mL) kahvede yaklaşık 100-120 mg, 1 bardak çayda (çay bardağı ve 5 dk. demlenmiş) 40-50 mg, kolalı içeceklerde ise 100 mL de yaklaşık 35-65 mg kafein bulunmaktadır. Sağlıklı yetişkin bireylerde ağızdan alınan kafeinin tamamına yakını (%99) emilir ve ağızdan alındıktan 5 dk. sonra tüm dokularda görülmeye başlar. Günde 5 gramın üzerinde alınması durumunda ise konvülsiyon, koma, solunum ve kalp yetmezliği ortaya çıkabilir. Kafeine hassas, peptik ülserlilerde olumsuz etkisi vardır. Aşırı kafein tüketiminin baş ağrısı ve migrene neden olduğu bildirilmiştir. Gebe ve emziklilerin gereksiz kafein almalarından kaçınmaları önerilmektedir. Bu nedenle kafein içeren gıdaların tüketiminde dikkatli ve kontrollü olunmalıdır.

GEBELER KAFEİNSİZ ÇAY İÇEBİLİR Mİ?

Kafeinsiz çay elde edilirken, organik solvent içeren değişik yöntemlerin kullanıldığı ve organik solvent kalıntılarının toksik etkilere yol açacağı belirtilmiştir. Bu nedenle gebelerin kafeinsiz çay içmeleri önerilmez.

DİĞER BTİKİ ÇAYLARI

Bitkilerin kurutulmuş yaprak, çiçek, kabuk, meyve, tohum gibi toprak üstü kısımları ya da kök, rizom, yumru gibi toprak altı kısımlarından sıcak su içerisinde demlenerek (infüzyon) ya da kaynatılarak (dekoksiyon) hazırlanan bitki çayları en eski ilaç şekli olarak binlerce yıldır insan sağlığının korunması ve hastalıkların tedavisinde önemli rol oynamıştır. Bitki çayları stresi ve kaygıyı gidermekle kalmaz, içerdiği çeşitli maddelere göre soğuk algınlığı, öksürük gibi hastalıkların vücuda verdiği rahatsızlık hissini azaltır. Sindirim sisteminin rahat çalışmasını sağlar. Gebelik döneminde güvenle kullanılabilecek bitki çayları;

Ihlamur, papatya, rezene, kuşburnu, zencefil çaylarıdır.

Nane çayları mide girişindeki kasları gevşettiğinden reflü şikâyetlerinizi artırabilir. Tarçın, adaçayı, maydanoz gibi bitkiler damar genişletici, rahim kasılmalarını artırıcı etki gösterdiklerinden düşüklere neden olabilirler. Bu nedenle bu bitkilerin çayları kullanılmamalı ve normal tüketime dikkat edilerek vücuda alınan miktar abartılmamalıdır.

ÇAY TÜKETİMİNDE GEBELER NELERE DİKKAT ETMELİ?

  • Her şeyden önce dikkat edilmesi gereken nokta tüm bitki ve çaylarını tüketirken miktarın abartılmamasıdır. Normal ölçüde kullanılan bitki ve çaylardan genellikle sorun yaşanmazken, sık sık ve yoğun miktarda bazı bitkilerin tüketilmesi gebeliğin sürdürülmesini zorlaştırır.
  • Özellikle ilk üç ay bir nedene bağlı olmaksızın düşükler meydana gelebildiğinden, anne adayları gerek ilaç gerekse bitki çayı tüketmeden önce mutlaka sağlık kurumuna danışmalılar.
  • Aşırı siyah çay içimi, gıdalarda bulunan faydalı maddelerin vücut tarafından emilimini ve kullanımını azaltır. Bu nedenle abartmamak kaydıyla siyah çay günde 2-3 çay bardağı tüketilebilir. Çayı açık ve limonlu olarak, yemeklerden 1 saat sonra içmeniz kansızlık yapmaması açısından faydalı olacaktır.
  • Şeker yerine bal ilave etmek, bitki çaylarında toplam antioksidan kapasitesini artırır.
  • Bitki çayları ışıkta bozulacağından karanlık yerde saklanmalıdır.
  • Bitki çayları güvenilir kaynaklardan temin edilmeli.  Ambalajsız ürünler, bilgi sahibi olmadan doğadan toplanan çeşitli bitkiler, benzer bitkilerle karışmış olabileceği için tercih edilmemeli. Bir bitkinin birçok türü olup sağlığa yararlı olmayan türleri de olabileceği göz ardı edilmemeli ve faydalı olan türe dikkat edilerek kullanılmalı.
  • Miktar kesinlikle abartılmamalı. Günde 2 fincanı geçmemeli. Bitki çaylarının tedavi edici değil sağlığı koruyucu etkisi olduğu unutulmamalıdır.
  • Çayların birbirleri ve ilaçlar ile etkileşebileceği dikkate alınmalı. Bu nedenle bitki çayları karıştırılarak içilmemeli. Kronik hastalığı olan veya düzenli ilaç kullanan gebeler, bitki çayı içmeden önce mutlaka sağlık kurumuna, gebeliğinizi takip eden uzmana veya diyetisyene danışılmalı.

Bu Haber 70.698 kez okunmuştur.

Eklenme Tarihi : 25.03.2014 Sal 10 : 25

YORUM YAZ

Henüz yorum yapılmamış.