reklam-alani
40 haftalık hamilelik süresince sizin yanınızdayız

Gebelikte yeme bozuklukları bebeği etkiler mi ?

Gebelikte yeme bozuklukları bebeği etkiler mi ?

GEBELİKTE YEME BOZUKLUKLARI

Gebelikte yeme bozuklukları toplumlarda sanılandan daha sık gözlenen önemli bir problemdir. Sanayileşme, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, kent yaşamı, medya etkisi, kültürler arası karşılaşmaların ve etkileşimlerin yaygınlaşması, bozukluklara olan farkındalığın ve yapılan çalışmaların artması bu rahatsızların görülme oranını yükseltmektedir.

Yeme bozukluklarının biyolojik yatkınlık, psikolojik durum ve sosyal etkileşim sonucu oluştuğu düşünülmektedir. Yeme bozuklukları psikiyatride Anoreksiya nevroza, bulimiya nevroza, başka türlü adlandırılamayan yeme bozukluğu olarak incelenmektedir. Anoreksiyalı hastalarda yapılan bir çalışmada, merkezi sinir sisteminde bir çeşit serotonin metaboliti düzeylerinin yükselmiş olduğu bulunmuştur. Bu da aşırı aktif serotonin sisteminin davranış kısıtlığı, takıntı ve iştah baskılanmasına neden olabileceğini göstermektedir.

İkinci trimesterden itibaren doktor kontrollerinde, kilo artışının olmayışı ve şiddetli gebelik bulantılarının varlığı, yeme bozukluğu şüphesini akıllara getirmelidir. Annenin besin alımı bebeği doğrudan etkilediğinden, gebelik boyunca anne adayının yeterli ve dengeli beslenmesi önemlidir. Gebelik sürecinde yeme bozukluklarına sahip olan gebelerde ve anne karnındaki bebeklerde birçok olumsuz durum gözlenebilmektedir. Bu noktada gebe kadının çevresinin dikkatli olması ve gözlem yapması önemlidir.

YEME BOZUKLUKLARININ ANNE VE BEBEĞE ETKİLERİ

  • Düşük doğum ağırlıklı bebek,
  • Gelişim bozukluklu bebek,
  • Düşükle sonlanan gebelik,
  • Sezaryen doğum oranında artış,
  • Doğum sonrası depresyon.

1.Anoreksiya nervoza

Anoreksiya nervoza, vücut ağırlığının uygun değerlerin oldukça altına düşmesine yol açacak kilo kaybı, kilo almaktan ve şişmanlamaktan aşırı korkma, beden imgesinde ve beden biçimini algılamakta bozukluk ve kadınlarda üç ay peş peşe adet görmeme ile tanınır. Hastaların beden kitle endeksi genellikle 17.5 kg/m2’nin altındadır.

Anoreksiyada hastalar kilo kaybetmeye yönelik çeşitli uygulamalarda bulunurlar. Birçok yiyeceği yemeyi keser, özel diyet (vejetaryen, protein diyeti) yapar, ailesi ile ya da diğer insanlarla beraber yemeyi reddeder, arkadaşları ve akrabaları için yapmak üzere yemek tarifleri biriktirir, yemek yerken yiyeceği küçük parçalara böler, tabağında yemeği ile oynar, aşırı zayıf olmasına karşın ağırlığının normal olduğunda ısrar eder, takıntılı bir şekilde fizik egzersiz yapar, kilo kaybetmek için laksatif( ishal yapıcı), diüretik (idrar attıran) ya da uyarıcıları kötüye kullanabilir.

Bu tür ilaçların sık ve hekim önermeden kullanılması, uzun süreli düşük kalorili ve besleyici olmayan gıda alımı bebeğin büyüme ve gelişmesi için sakıncalı olmaktadır.

2.Bulimiya nervoza

Bulimiya nervoza, tekrarlayan tıkınırcasına yeme krizleri, kilo almayı önlemek için yanlış davranışlar (örneğin kusma, laksatif, diüretik kullanıımı, aşırı diyet yapma, oruç tutma, yoğun egzersiz), yemeyi kontrol edememe duygusu, beden ağırlığı, biçimi ile sürekli zihinsel uğraşı ve 3 ay içinde haftada ortalama 2 tıkınma krizi ile tanınır.

Bulimiya nervozada, tıkınma ve çıkarma gizli olur. Çok büyük miktarlarda yiyecek bir tıkınma krizinde yenebilir (örneğin paketlerce bisküvi, çikolata, dondurma, bir bütün pasta). Aileler tıkınmanın farkında olmayabilirler. Tıkınma başlangıçta kısa süreli olarak gerilimi rahatlatmakla birlikte, ardından sıkıntı, iğrenme ve suçluluk duygusu hissedilmektedir. Hasta da boğazına parmaklarını sokarak kendini kusmaya zorlamaktadır; sonradan istediğinde daha kolay kusar duruma gelir. Bulantı oluşturan ilaçlar kusmayı kolaylaştırmak için kötüye kullanılabilir.

Bu kusma midenin girişindeki sfinkteri olumsuz etkilemekte, yapısının bozulmasına neden olabilmektedir. Sürekli kusma ile mide asiti ve mide içeriği yemek borusunda tahribat yaratır. Yine kusma ile beraber gıdaların ne kadarının vücutta kaldığı bilinemediğinden bebeğin büyüme ve gelişmesi olumsuz etkilenebilir.

3.Başka Türlü Adlandırılamayan Yeme Bozukluğu

Anoreksiya nevroza ve Bulimiya nervozadan bazı ortak noktalar alarak, kimi noktalarda ayrılabilen yeme bozukluğudur.

TANI VE TEDAVİ

Yeme bozukluğu teşhisi, hastanın öyküsü ve psikiyatrik muayenesi ile konulur. Kilo kaybına yol açabilen çeşitli rahatsızlıklar incelenerek elenir. Hastanın kilo ve boyu ölçülür, beden kitle indeksi hesaplanır. Gerekli kan tahlilleri yapılır.  

1.Hastanın beslenme durumunun düzenlenmesi:

Hastanın uygun kiloya gelmesi, kan tahlillerinin uygun değerlerde olması sağlanmalıdır. Bu nedenle bir diyetisyen takibi şarttır. Aç karınla ince kıyafetle tartılma ve sıvı alımı çıkarımı takip edilir. Haftalık veya 15 günde bir görüşülerek beslenme programı hazırlanır, buna yönelik beslenmesi kontrol edilir. İlk haftalarda çok zorlamaksızın diyete uyumu sağlanmaya çalışılır, yavaş yavaş gereksinime ek 500 kalori artırımı yapılır. Günde mutlaka tüketmesi önerilen gıdaların alımı hedeflenir.  Azar azar ve sık sık beslenerek aşırı yiyor hissi yaşanması ve hazımsızlığın önüne geçilir. Bu nedenle yiyecekler günde 6 öğüne bölünmelidir. Aşırı zayıf ve kilo almasında sorun olanlar nazogastrik sonda ile beslenebilir.

2.Hastanın bozulmuş yeme davranışlarının değişmesi:

Hastanın yanlış yeme davranışlarını bırakması sağlanmalıdır.

3.Kilo kaybının yararları konusunda hastaların hatalı inanışlarının değiştirilmesi.

Bu süreçte psikolojik tedavi ve destek önemlidir.

Diyetisyen Çiğdem Öteleş

Bu Haber 4.058 kez okunmuştur.

Eklenme Tarihi : 03.05.2018 Per 10 : 3

YORUM YAZ

Henüz yorum yapılmamış.